İçeriğe geç

Ay: Haziran 2026

Yazı (Güncel)

Bu hikâye, Dil ve Edebiyat dergisinin 208. sayısında (Nisan 2026) yayınlanmıştır.

Bu hikâye, üretken yapay zekânın geri bildirimleri doğrultusunda güncellenmiştir. Yapay zekâyı kullanım şeklimle ilgili bilgilere şuradan ulaşabilirsiniz (özetle, yapay zekânın sadece eleştirilerini dinliyorum, kalem bende). Metnin orijinal hâline şuradan ulaşabilirsiniz.

İlk başları hatırlamıyorum. Sonrasıysa çok uzun bir süre boşlukta geçti. Yazımın belli olduğunu bilsem de, bu gerçek, boşluğu değiştirmiyor. Uzun süre süzüldüm ne olduğumu bilmeden… Ama sonra, çok ışık yıllar sonra, biriyle karşılaştım. Griydi, yuvarlakça. Güldü. Üzerime üzerime. Gülmesi aralıklı devam ederken, kusura bakma ama, dedi. Sonra gülmeye devam etti. Üzerime üzerime. Kendini toparladığında, senin kadar şekilsiz ve çirkin bir taş görmemiştim hiç dedi. Bunu dedikten sonra kahkahaları yankılandı içimde. Uzayda ses yayılmaz ki demeyin. Uzayda ses yayılmaz ama alay yayılır. Üzüldüm böyle deyişine. Bir şey diyemedim. Daha ne olduğumu yeni öğrenmişim, ne haddime ki bir şey demek… Ben susunca onun da gülmeleri azaldı. Sanki ayıp olan benim susmam gibi hayıflandı, ardını döndü.

Ey Ay

Bu bir hikâye değil, edebî serüvenimde bulunduğum nokta üzerine bir güncelleme. Nerelerdeydim ben? Meşguldüm, uzaklardaydım. Dönüp baktığımda, garip bir dönüm noktasından geçmişim de fark etmemişim.…